Çorum Hititler İç Anadolu Türkiye 

Hattuşa

Kent, tarih sahnesinde, Hitit İmparatorluğu’nun MÖ 17. ile 13. yüzyıllar arasında başkenti olarak yer almıştır. 1986 yılında UNESCO Dünya Mirasları listesine dahil edilmiştir. Hitit İmparatorluğunun başkenti olarak Anadolu’da yüzyıllar boyu çok önemli bir merkez olmuştur. Önceleri ilk sahipleri olan Hattiler tarafından “Hattuş” olarak adlandırılan şehir, Hitit egemenliğine geçtikten sonra “Hattuşa” adını aldı. M.Ö. 1700’lerde Kuşşara şehrinin kralı Anitta tarafından alınan Hattuşa, yine Anitta tarafından yıkıldı. Yazılı kayıtlarda Anitta ilk Hitit kralıdır. Yaklaşık yüzyıl kadar sonra şehir, I. Hattuşili tarafından tekrar kurularak 400 yıldan uzun bir süre hüküm sürecek olan bir uygarlığın başkenti haline getirildi. Günümüzde görülebilen ve büyük çoğunluğu Büyük Kral IV. Tudhaliya dönemine ait olan kalıntılar arasında tapınaklar, kraliyet konutları ve surlar bulunmaktadır. Hattuşaş bölgesinde MÖ (Milattan Önce) 3000 yılından itibaren yerleşim olduğu düşünülüyor. İlk kez Fransız Charles Texier tarafından tanımlanan kentin Hattuşa olduğu, 1907-1912 yıllarında yapılan kazılar ile kesinlik kazandı.
Kent, aşağı şehir ve yukarı şehir olarak iki bölüme ayrılmış. Kenti çevreleyen güneydeki sur üzerinde 5 tane kapı bulunmaktadır. Bunlar kentin en yüksek noktasında bulunan Sfenksli Kapı ve surun doğu ve batı ucunda karşılıklı olarak bulunan Aslanlı Kapı ve Kral Kapısı’dır. Aslanlı Kapı’nın kentin dışına bakan yüzünde kapının iki yanına yerleştirilmiş aslan yontuları Hitit taş işçiliğinin en güzel örneklerinden birini sergilemektedir.
Hattuşa’daki kutsal olduğuna inanılan yeşil taş, dünyada bilinen en büyük tek parça yeşil taş. Mısır’da bulunduğu ve II.Ramses tarafından hediye edildiği düşünülen taş kaynaklarda “dilek taşı” olarak geçiyor. 3600 yıldır taşın üzerine sol elini koyarak bir dilekte bulunanlar, dileğinin gerçekleşmesini bekliyor.
Eğimli ve 1 km karelik bir alana yayılan, güney kısımdaki Yukarı Şehir’de genelde kutsal alanlar ve tapınaklar bulunuyor. Hititler, tanrılarının sayısının çok olmasından dolayı “Bin tanrılı ülke” olarak da anılmaktadır. Bunun iki nedeni vardır. İlki, krallıkları içinde bulunan her şehrin ayrı bir tanrısının olmasıdır. Diğer neden ise, savaşta yenilgiye uğrattıkları ülkelerin tanrılarını kızdırıp gazaplarına uğramaktan korktukları için onları da kendi tanrıları arasına almış olmalarıdır.
Aşağı Şehir’de ise sivil yaşam alanları ve Büyük Tapınak bulunuyor. Çağdaş tehditlere ve fırsatlara göre sivil ve devlet insiyatifleri o zamandan şekillenmeye başlamış.
Şehirdeki dört kütüphaneden toplam 34 bin yazılı tablet bulunmuş ve çözümlenerek okunmuş. Tabletler Çorum, Ankara, İstanbul ve Berlin müzelerinde sergileniyor.

İlgili Yazılar

Leave a Comment